Psikoloji Temalı Dizilerin Psikolojiye Etkileri
Televizyonun kişilere sunduğu dünya; kurgulanmış gerçeklik, dramatik temsil yapısıyla izleyenlerin dünyayı anlamlandırmaları üzerinden etki eder ve kişilerin tutumlarını etkiler. Televizyonun bu etkisinin görüldüğü en baskın ve en yaygın araçlardan biri kuşkusuz dizilerdir. Genellikle haftalık olarak yayımlanan televizyon dizileri çoğu zaman duygulara odaklanan hikayeler veya yaşam olayları anlatmaktadır. Dizilere dair yapılan araştırmalarda dizilerin farklı yaşam tarzlarını tanıtma ve seyircilerde bir değişim yaratma konusunda etkili olduğu gösterilmektedir. Son dönemlerde psikoloji içerikli diziler ya da programlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Popülerleşen bu tür dizilerin kişileri olumlu etkileyebileceği gibi olumsuz yönde etkileyebileceği de akılda tutulmalıdır.
Psikoloji temalı dizilerin etkilerinden bahsetmeden önce psikoterapinin tanımı bilmek önemlidir. Psikoterapi kişilerin düşünce, duygu ve davranışlarında, kişilerarası ilişkilerinde değişiklikleri sağlamak, kişinin motivasyonunu arttırmak için uygulanan bilimsel teknikler bütünüdür. Bir başka deyişle, psikoterapi, sistemli, problem çözme üzerine odaklanan ve hedef yönelimli bir süreçtir. Peki psikoterapi ve psikoterapist ne değildir? Psikoterapi konuşmaya dayalı kişinin kendisini iyi hissetme hali, dertleşme veya sohbet etme değildir. Psikoterapi sürecinde öğüt verilmez, yargılama ya da suçlama yapılmaz. Psikoterapi sürecinde paylaşılanlar kimse ile paylaşılmaz, gizlilik en temel etik ilkedir. Psikoterapi tek görüşme ile tamamlanmaz, bir süreçtir. Psikoterapist gerekli eğitimlerini tamamlamış, dürüst, güvenilir, gerekli yetkinlik ve yeterlilikleri olan, insan haklarına saygılı, etik ilkelere göre hareket eden kişidir. Psikoterapist arkadaşınız veya dostunuz değildir. Psikoterapist danışanına sarılmaz ya da birlikte ağlamaz. Günümüzde ilgi odağı olan bu dizilerin olumlu etkileri şöyle sıralanabilir: Psikoloğa gitmenin, psikoterapi hizmeti almanın “ben deli miyim?” düşüncesinden uzaklaştırdığını ve ruhsal destek almanın normalleştirdiğini görmekteyiz. Kişilerin geçmiş yaşantılarını, deneyimlerini ve kendilerini sorgulamalarına katkı sağladığı, farkındalık oluşturduğu dikkat çekmektedir. Fiziksel veya tıbbi sağlığımıza verdiğimiz önemi ruh sağlığımıza da vermemiz gerektiği konusunda düşüncelerin yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Psikoloji temalı dizilerin olumsuz etkileri ise; terapi odası mahremiyetin ve güvenilirliğin olduğu bir alan olmaktan çıkabilmektedir. Bu durumda da kişilerin psikoterapiye gitmelerini engelleyebilmektedir. Psikoterapiste yönelik yönlendirme, edilgen olma, empati yerine sempati gelişimi, temas etme, sarılma gibi gerçekçi olmayan beklentilerin oluşmasına sebebiyet verebilmektedir. Kişilerin geçmiş travmatik yaşantılarının tetiklenmesine sebep olabilmektedir. Bütün bunlar göz önüne alındığında 18 yaş altındaki kişilerin gelişimlerinin devam etmesinden dolayı psikolojik temalı dizilerin izlememesine özen gösterilmelidir. Yetişkinlerin geçmiş yaşantılarına veya ebeveynlerine yönelik olumsuz duygular çıkabilmektedir. Ancak olumsuz duygular ile başa çıkabilmek için şimdi ve burada olduklarını unutmamaları gerekmektedir. Kişilerin etik kurallara uygun davranan, psikoterapi eğitimi süreçlerini tamamlamış psikoterapistleri seçmeleri önemlidir. Unutulmamalıdır ki ruhsal destek zaman zaman pek çok kişinin başvurabileceği en temel ihtiyaçlardan biridir.Dr. Psikolog Gülçin ŞENYUVA