Yalnız Mıyım Yoksa Tek Başına Mıyım?

İnsan sosyal bir canlıdır, her yaştaki kişi için diğer kişilerle ilişki kurmak ve etkileşime girmek ister. Oysaki yalnızlık her insan için doğal bir duygudur, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı olsun yaşamının herhangi bir döneminde yalnızlık duygusunu yaşayabilir. Yani insanlar için yalnızlık ortak bir deneyimdir.

Yalnızlık kimine göre kimsesizlik, kimine göre romantik ilişkisinin olmaması, kimisi için de tek başına kalmaktır. Psikoloji ve sosyolojide yalnızlık (loneliness) kavramının tek başına olma (solitude/aloneness) kavramından farklı anlam içerdiği görülmektedir.

Yalnızlık kavramı kişinin başkaları ile bağlantı kurma ihtiyacının doyurulmamasına verilen duygusal bir karşılıktır. Yalnızlıkta duygusal boşluk, özlem, yakınlık ve bu duyguları değiştirme isteği bulunmaktadır.

Tek başınalık ise bireyin geçici sürelerde, gerginlik yaratmayan, kendi kendine yettiği bir durumdur. Yani yalnızlıkta acı verici olumsuzluklara rağmen, tek başınalıkta yalnızlıktaki duygular yer almamaktadır.

Yalnızlık, hemen her zaman kaçınılan ve kaygı, öfke, üzüntü ve diğer kişilerden kendini farklı hissetme duygularının eşlik ettiği istenmeyen ve hoş olmayan bir deneyimdir.

Yalnızlığın zaman açısından 3 türü var aslında. Bir tanesi kısa süreli yalnızlık adı verilen zaman zaman ortaya çıkan anlık yalnızlık duygusudur. Anlık duygular olduğu için kişi kaygı yaşamaz. İkincisi durumsal yalnızlıktır. Bu tür yalnızlık göç, iş değişikliği, boşanma gibi sebeplerle ortaya çıkan yalnızlık duygularıdır. Geçiş süresi sona erdiğinde son bulur. Üçüncüsü ise kronik yalnızlıktır. Bireyin uzun yıllar boyunca ilişkilerinden tatmin almamasıyla ortaya çıkan yalnızlık türüdür.

Tek başınalık birey tarafından seçilen bir durumdur. Yalnızlık ise bireyin sosyal ilişkilerinin bozulması sonucu oluşan, hoş olmayan ve seçilmemiş bir durumdur.

Yapılan çalışmalarda yalnızlığın, depresyon, kaygı, intihar, yaşam doyumu, umutsuzluk, utangaçlık, internet kullanımının fazla olması, stres gibi faktörlerle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu tür psikolojik sıkıntıların oluşmasını engelleyebilmek adına, kişilerarası sosyal iletişimin arttırılması en önemli yol olarak bilinir.

Duygusal yalnızlık; bir insana yakın bir bağlılığın olmamasından kaynaklanan, kaygı ve boşluk duygularının görülmesidir. Sosyal yalnızlık ise; sosyal bağlantı ve topluluk duygusunun eksikliği, bir gruba ait olmama, sosyal ilişkiler ağının olmaması halidir. Çünkü insanlar sağlıklı bir ruh sağlığına sahip olabilmek için tatmin oldukları bir sosyal yaşama ihtiyaç duymaktadırlar.

Kalabalığın içinde yalnız olmak sosyal yalnızlık kavramı ile ilişkilidir. Kişinin bulunduğu çevrede kendisini yalnız hissetmesiyle başlayarak, bu çevreye karşı geliştirdiği tepkiyle sosyal anlamda faaliyetlerden kaçınarak içinde bulunduğu çevreye ve topluma yabancılaşmış olan kişilerin yaşadığı yalnızlıktır. Yalnızlık olumsuz bir duygu iken tek başınalıkta kişinin kendi isteği ile olan ve kazanımların olduğu bir durumdur. Birey tek başınayken kendisini özgür hisseder. Düşüncelerin önem kazandığı, olgunlaştığı anlar deneyimlenir.

Afrikalı bir söz şöyle der: “Hızlı gitmek istiyorsan yalnız git; uzağa gitmek istiyorsan hep birlikte git.”

Dr. Psikolog Gülçin ŞENYUVA